İnsanoÄŸlu alışkanlıklarıyla yaÅŸar... Kalkar kalkmaz bir ÅŸekerli tavÅŸankanı çay ardından bir sigara, iÅŸe giderken yolda en sevdiÄŸiniz radyo programı, bol sohbetli öÄŸle yemekleri, akÅŸamüstü masanızda atıştırdığınız bisküviler, gece yatmadan ettiÄŸiniz dua... Gün içinde her ÅŸeyi belli bir alışkanlık silsilesi içinde yapmayı seviyor ve bu bozuldu mu da rahatsızlık duyuyoruz. Dünyanın büyük reklam ÅŸirketlerinden BBDO Worldwide iÅŸte bu gündelik törenleri araÅŸtırıyor, markalara bunların içinde yer almaları için yol gösteriyor..
AraÅŸtırma, "Gündelik Törenler" adı verilen, tüketicilerde belli bir ruh hali yaratan alışkanlık dizilerini deÅŸifre etme amacını güdüyor. Tüketicilerin her gün sabah uyandıkları andan gece yataklarına yatmalarına kadar geçen süre içinde yaptıkları ve bunların ardındaki güdüleri ortaya koyuyor. Markalar kendilerini günün hangi alışkanlık dilimine konumlayabileceklerini görüp belirleyerek, kolayca tüketicinin hayatına girebilir. BBDO Worldwide’in Türkiye ayağında araÅŸtırmadan sorumlu Itır Tuncel, "Markanın mevcut ritüellerde yeri nedir? N asıl farklı bir gündelik törene yerleÅŸtirilebilir? Farklı bir ritüele geçerken tüketicinin algısı nasıl olur? İşte ürün müdürleri, pazarlamacılar bu sorulara yanıt aramalı" diyor.
Rahat Ve Sosyaliz
BBDO araÅŸtırmasında İngiltere’den Danimarka’ya Türkiye’den Brezilya’ya 26 farklı ülkede S bin kiÅŸiyle görüÅŸülmüÅŸ. AraÅŸtırmada ortak beÅŸ gündelik tören tespit ediliyor, iÅŸ dünyasını savaÅŸ alanı olarak gören Batılı dünya için savaÅŸa hazırlanma yani sabah evden çıkma, ziyafet çekme, flörtleÅŸme, eve geri dönüÅŸ ve geleceÄŸe hazır olma yani gece yatmadan önceki ritüeller... AraÅŸtırma sonuçları Türklerin karakteristik özelliklerini gayet güzel ortaya koyuyor.
Dünya insanı ile karşılaÅŸtırıldığında Türkler keyiflerine daha düÅŸkün, sosyal iliÅŸkilere bireysel baÅŸarılardan daha çok önem veren bir yapıdalar. AraÅŸtırmaya göre, Türkler pek çok ana balıkta farklılık gösteriyor: Amerika ve İngiltere gibi Batılı ülkelerde sabah hazırlığı daha uzun sürerken, Türkler hem geç kalkıyor hem de çok hızlı evden çıkıyor. Sabah evden çıkarken Batılılar kendini "hazır" hissederken Türkler gayet "rahat"lar. Sosyolog Dr. Dursun Ayan, "Bizim insanımız rızkı için evden çıkar, sabah uyandığında da mutludur" diyor ve ekliyor: "Rızkı az olursa ’bu kadarmış bugünlük hakkımız’ der eve dönüÅŸte mutsuz olmaz" diyor. Gerçekten de sabah kendini mutlu hissedenlerin dünyadaki oranı yüzde 19 iken Türkiye’de bu oran yüzde 42. Burada Türklerin iÅŸ hayatını bir savaÅŸ alanı olarak görmemeleri büyük bir etken.
Sabah iÅŸe giderken bile Türkler sosyal olmayı seviyor; yolda telefonda konuÅŸanlar Türkiye’de yüzde 50’lerde, ama örneÄŸin İngilizler yüzde 78 gibi bir ezici çoÄŸunlukla yolda müzik dinliyor. Yine İngiltere örneÄŸinden gidecek olursak, "ailenize ve arkadaÅŸlarınıza vakit ayırır mısınız?" sorusunu İngilizler yüzde 70 oranında "hayır" yanıtı verirken, Türkler yüzde 85 oranında "evet" diyorlar. Sosyolog Ayan da, "Biz eÅŸ dost havadan sudan konuÅŸmayı seven rahat bir milletiz. Tembeliz ama pratik zekaya da sahibiz" diyor ve devam ediyor: "Tüm bu özelliklerimiz alışkanlıklarımıza ve tüketim kültürümüze de yansıyor."
Trend Gözlemsel AraÅŸtırma
AraÅŸtırmanın Gündelik hayat üzerinde bu kadar doÄŸru tespitler yapmasının bir nedeni var. BBDO geleneksel anketlerden öteye geçerek tüketicilerle tüm bir günü geçiriyor ve sonuçlar birebir gözlemlere dayanıyor. Gün içinde yapılan ve her gün tekrarlanan alışkanlıklar, aslında tüketicilerin ihtiyaçlarını ve satın alma nedenlerini çok iyi açıklıyor. Markalar da bu tip gözlemsel araÅŸtırmalara ağırlık veriyor. Odak gruplarında ya da birebir görüÅŸmelerde katılımcılar, psikolojik olarak sorulara doÄŸru ve mantıklı cevaplar bulmaya çalışıyor. Ama ne zaman ki markalar tüketici ile zaman geçiriyor o zaman gerçek eÄŸilimleri fark edebiliyor. Dünyada gözlemsel araÅŸtırmalar büyüyen bir trend ve Türkiye’de de büyük firmalar tarafından benimseniyor. ÖrneÄŸin Unilever Türkiye geleneksel odak gruplarının ötesinde kullanıcıların alışkanlıklarını anlamaya çalışıyor. Unilever Pazarlama BaÅŸkan Yardımcısı Zeynep Yalım Uzun, "OMO Kirlenmek güzeldir" kampanyası için kafelerde ve parklarda anne-çocuk iliÅŸkisini gözlemledik. Annelerin çocukları kirlendiÄŸinde nasıl davrandığına dikkat ettik" diyor. Aynı ÅŸekilde saç ürün grubunda da kullanıcılarla kuaföre gidiliyor, üniversite gençleriyle sohbet ediliyor. Yalım’a göre duygusal kampanyaların arkasında hep gözlemsel araÅŸtırmalar yatıyor. İşte bu yüzden BBDO’nun bu araÅŸtırması markalara doÄŸru bir konumlandırma için yol gösteriyor.
DoÄŸru Ritüele Oyna
Artık ürünler bu ritüellerde nasıl kendilerine yer bulacak? AraÅŸtırmayı yorumlayan Tunceli, bu konuda araÅŸtırmanın ışığında pek çok örnek veriyor. ÖrneÄŸin Polonyalıların yüzde 84’ü yatmadan önce yıkanmayı tercih ediyor. Bu yüzden rahatlatıcı bir vücut ÅŸampuanı çok satabilir. Tam tersi Meksika’da insanların yüzde 92’si sabah yıkanmayı seviyor bu yüzden de uyandırıcı etkisi olan fresh bir ürün pazarda daha ÅŸanslı olabilir. Bu örnekler daha da çoÄŸaltılabiliyor, mesela Çin’de insanlar yolda iÅŸe giderken yemek yiyorlar, bu yüzden özel taşınabilir kahvaltı konseptini tasarlayan ÅŸirket ciddi bir kar elde edebilir. Ritüellerin beÅŸ baÅŸlıkta toplandığını söylemiÅŸtik. Bunlardan biri ve belki de pazarlamacılar tarafından en sık kullanılanı flörtleÅŸme. Bu alanda oldukça yaratıcı ve fark yaklaşımlar getirebiliyorlar.
ÖrneÄŸin genç kızlar erkeklerle buluÅŸmadan önce telefonda giydiklerinin resimlerini çekip arkadaÅŸlarına mesaj olarak gönderiyor, bunu keÅŸfeden bir Telekom operatörü bunun üzerine bir reklam kampanyası yapabilir. Ya da gece yatmadan önce insanların, geleceklerini düÅŸünme eÄŸiliminde olduklarını bilen sigortacılar, onlara tam da’ bu saatlerde ulaÅŸabilseler, ÅŸansları çok daha yüksek olurdu. Ayan "EÅŸler önemli konuları baÅŸlarını yastığa koyduklarında birbirlerine söylüyor" diyor. BBDO’dan eski sigortacı Robertson ise "İnsanların evine gece yataÄŸa yatmadan hemen önce girme olasılığınız olsa, pek çok sigorta poliçe satabilirdiniz" diyor. Markalar artık kitlelerden kiÅŸilere doÄŸru uzanıyor. Bu yüzden de onların ritüelleri bilmek daha önemli. Bu sayede doÄŸru zamanda doÄŸru yerde olabilirler. Zeynep Yalım Uzun’un söylediÄŸi gibi: "Hedef kitle gittikçe daralıyor, markalar son derece seçici kitlelere gitmeye baÅŸladı.”
Ancak alışkanlıkları bilmekle deÄŸiÅŸtirmek aynı ÅŸey deÄŸil elbette. Pek çok tüketici kullandıkları ürün ve hizmetlere sadık. EÄŸer bir ritüelin içinde baÅŸka bir marka varsa bunu deÄŸiÅŸtirmek çok kolay olmuyor. Yine de baÅŸarılı örnekler var, farklı bir açıdan yaklaÅŸmayı bilip baÅŸaranlar arasında... Genelde deodorantlar sabaha hazırlık töreni içinde "gün boyu rahatlık" sunma vaadiyle tüketiciyi tavlamaya çalışırken, Rexona reklâmlarında "flörtleÅŸme" teması içinde kadın-erkek iliÅŸkilerinde mutluluk vaad ediyor. Ya da Axess... Bir deodorant olmasına karşın daha çok parfüm gibi ve günün her saati kullanılacak farklı bir deodorant olarak kendini konumlamayı baÅŸarıyor. Örnekler çoÄŸaltılabilir. Mesela Lipton bitki çayları gece yatmadan önce tüketicinin kendine ayırdığı zamandan pay almaya oynuyor. Markalar araÅŸtırmada ortaya çıkan günlük mevcut ritüellerde var olup olmadıklarını inceleyip, kendilerini nasıl farklı bir törene dahil edebileceklerini görebilir. Bu noktada pazarlamacıların farklı bir ritüele geçerken tüketici algısını ölçümlemeleri önemli.
Sonuçta tüketici alışkanlık kodu kıran ve bu beÅŸ gündelik törenin içinde kendine yer bulan markalar, müÅŸterisiyle çok sadık ve ömür boyu sürecek bir baÄŸ kuruyor.
Kaynak: Businessweek Dergisi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

