MüÅŸterinizi Tanıyor Musunuz?
Elyo RAVUNA
Çok deÄŸil bir buçuk yüzyıl öncesine kadar bütün fiyatlar alıcı ile satıcı arasında pazarlıkla belirlenirdi. Genellikle ÅŸirket ortaklarından biri satış yaptığı için iÅŸler sorunsuz yürürdü, fakat iÅŸi büyütmek imkansızdı. 1800’lerin ortalarında Fransa’da Aristide Boucicaut, Amerika’da John Wanamaker kendi maÄŸazalarında “sabit fiyat” sisteminin öncülüÄŸünü yaptılar. Herkese aynı fiyattan satış yapılması o dönemde bir devrim niteliÄŸindeydi. Boucicaut’nun ve Wanamaker’ın maÄŸazaları kısa sürede birer department store’a dönüÅŸtüler. Onları diÄŸerleri takip etti ve böylece perakendeciler büyümeye baÅŸladılar.
Sabit fiyat sistemi dev hipermarketleri, büyük perakende zincirlerini ve çok katlı maÄŸazaları yarattı. Perakendeciler bir yandan ürün ve hizmet kalitesini iyileÅŸtiriyorlar, diÄŸer yandan kitlelere yönelik reklam kampanyaları yapıyorlardı. Fakat kitleleri oluÅŸturan bireyler yok sayılıyordu. Bire bir müÅŸteri iliÅŸkileri, sistemin bir parçası deÄŸildi. Bilgi teknolojileri geliÅŸene kadar perakendecilerin baÅŸka seçeneÄŸi yoktu. Bugün ise veri tabanına dayalı sistemler sayesinde perakendecilerin hem iÅŸleri büyütüp hem de bire bir pazarlama yapmaları mümkün hale geldi.
Perakendeciler, teknolojiden faydalanarak müÅŸterilerin gelecekteki alımlarını tahmin edebilirler, en deÄŸerli müÅŸterilerini bulabilirler, müÅŸteri baÅŸka ÅŸubeye gittiÄŸinde yabancı gibi karşılanmasını engelleyebilirler, müÅŸterilerini segmentlere ve hatta mikro-segmentlere ayırabilirler, müÅŸteriye özel ürün ve hizmetler tasarlayabilirler. Fakat bütün bu bire bir pazarlama faaliyetlerini gerçekleÅŸtirebilmek için öncelikle maÄŸazadaki müÅŸterinin kim olduÄŸunu anlayabilmek gereklidir.
Steven Spielberg’in Azınlık Raporu filminde reklam panoları müÅŸteriyi gözünden tanıyordu ve panodaki reklamlar müÅŸteriye göre deÄŸiÅŸiyordu. Çok ÅŸükür müÅŸteriyi tanımanın daha kolay ve pratik yolları vardır. Kasiyer müÅŸteriye adını ve soyadını sorabilir, müÅŸteri kullandığı kredi veya debit kartından tanınabilir veya müÅŸterilere sadakat kartları verilebilir.
MüÅŸteriyi tanımak her zaman adını bilmek deÄŸildir. ÖrneÄŸin sadakat kartlarını yaygınlaÅŸtırmak isteyen perakendeciler hiçbir kiÅŸisel bilgi sormadan kart vermeyi tercih edebilirler. Kart sahibi müÅŸteri dilediÄŸi zaman bir form doldurup ek avantajlardan faydalanabilir. İsim sormadan verilen sadakat kartlarının iki faydası vardır. İlk olarak, farklı satışların aynı insana mı yoksa deÄŸiÅŸik insanlara mı yapıldığı anlaşılır. Bu veri sayesinde eskiden mümkün olmayan analizler yapılabilir. İkinci olarak, müÅŸterinin geçmiÅŸ alımlarına bakarak çapraz satış olanakları deÄŸerlendirilebilir. MüÅŸterinin adı bilinmese bile kasanın ekranında müÅŸteriye özel reklamlar gösterilebilir, kasada kendisine özel indirim kuponları basılabilir. Geleneksel kuponların kullanım oranı yüzde 3 ile yüzde 5 arasında deÄŸiÅŸmektedir. Halbuki müÅŸterinin alım alışkanlıklarına göre seçilen bir kuponun kullanım oranı çok daha yüksektir.
Sadakat kartları manyetik kart veya akıllı kart ÅŸeklinde tasarlanabilir. Manyetik kartların arkasında bilgisayarların okuyabileceÄŸi manyetik bir ÅŸerit bulunmaktadır. Bu ÅŸeritte müÅŸterinin numarası, kartın son kullanma tarihi ve bazen müÅŸterinin adı saklıdır. MüÅŸterinin diÄŸer bilgileri maÄŸazanın veri tabanında kayıtlıdır. Akıllı kartların görünüÅŸü manyetik karta benzer fakat arkasında manyetik ÅŸerit yoktur ve ön tarafında bir çip yer alır. Akıllı kartlarda daha fazla bilgi saklanabilir. Akıllı kartlardaki bilgiyi sadece perakendecinin izin verdiÄŸi bilgisayarlar deÄŸiÅŸtirebilirler, dolayısıyla akıllı kartlarda müÅŸterinin kazandığı hediye puanı da güvenle saklanabilir. Manyetik kartların maliyeti daha düÅŸüktür. Fakat satış noktasında veri tabanına on-line eriÅŸim mümkün deÄŸilse hediye puanı uygulayabilmek için akıllı kartlar tercih edilmelidir.
Her alışveriÅŸte müÅŸteriye adını ve soyadını soran perakendecilerin en önemli sorunu mükerrer kayıtlardır. Özellikle birden fazla veri tabanı kullanan ÅŸirketlerde bu sorun daha ciddi hale gelmektedir. Nihai çözüm müÅŸteri veri tabanının merkezde tutulması ve kasiyerlerin bilinçlendirilmesidir. Fakat bazen birden fazla veri tabanı kullanmak zorunlu olabilir veya ÅŸirket geçmiÅŸte hatalı girilmiÅŸ kayıtları düzeltmek isteyebilir. Bu durumda “fuzzy logic” prensibiyle çalışan sistemler perakendecilere yardımcı olmaktadır. Bu tür sistemler adı ve diÄŸer bilgileri çok benzeyen müÅŸteri kayıtlarını otomatik olarak, daha az benzeyenleri kullanıcının onayıyla birleÅŸtirebilirler.
MüÅŸterinin tanınması hakkında en yaratıcı çözümlerden biri Mobil’in geliÅŸtirdiÄŸi Speedpass cihazıdır. Mobil, Speedpass’ı kendisinden benzin alan müÅŸterilere ücretsiz olarak vermektedir. MüÅŸteri Speedpass’ı araba anahtarıyla birlikte taşıyabilir veya arabanın arka camına asabilir. Speedpass’ın çalışma prensibi karayollarındaki Otomatik GeçiÅŸ Sistemi ile aynıdır, Speedpass aslında güvenli bir RFID etiketidir. MüÅŸteri Speedpass’ı ilk aldığında Mobil’e kredi kartı numarasını verir, ayrıca alışveriÅŸlerde makbuz isteyip istemediÄŸini de sadece bir defa söylemesi yeterlidir. Daha sonra müÅŸteri her benzin aldığında, benzinci Speedpass’ı algılar, böylece müÅŸteri kredi kartını cüzdanından çıkarmak zorunda kalmaz. Bu sistem sayesinde müÅŸterinin alışveriÅŸi kolaylaÅŸmakta, satıcı da müÅŸterisini tanıyabilmektedir. Speedpass, benzincinin arkasındaki süpermarketlerde de geçerlidir. Bugün 6 milyondan fazla aktif ExxonMobil müÅŸterisi Speedpass sistemini kullanmaktadır.
Kaynak:www.kurumsalperformans.net
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

