Saturday, May 19th

Last update:10:00:00 PM GMT

Kredi Analizi

E-posta Yazdır
Kredi, genelde bir fon sağlama işlemi olarak ele alınır. Bu işlemin tarafları fon talep
eden ve fon saÄŸlayan kuruluÅŸlardır. Fon talep eden kuruluÅŸlar, çalışma konuları,
büyüklükleri ve türel yapıları çok deÄŸiÅŸik olan iÅŸletmelerdir. Fon saÄŸlayan kuruluÅŸlarise para ve sermaye piyasalarıdır. Genel ekonomik yapı içerisinde son derece önemli
fonksiyonları olan bu iki kesim, kredi talebinin yapılması ve bu talebin
deÄŸerlendirilerek sonuçlandırılması sırasında çok deÄŸiÅŸik amaçları göz önünde
bulundurmaktadırlar. Kredi talep edenler fon yetersizliğini ortadan kaldırarak işletme
faaliyetlerinde devamlılığı saÄŸlamayı, kredi verenler ise öncelikle bu kredinin
vadesinde ve belli bir faiz ile geri dönmesini istemektedirler. Bu duruma göre kredi
iÅŸlemnin temelde belli bir güvene ve teminata dayandırılması gerekmektedir. Bir
iÅŸletme için güven temin eden unusurlar; kredi talebinde bulunan iletme yönetici ve
sahiplerinin iyi niyetleri, yönetim düzeyindeki performansları gibi soyut, iÅŸeltmenin
kaynak ve kullanım yapısındaki iÅŸ araçalrı gibi somut deÄŸerlerden oluÅŸur.
Kredi iÅŸleminin, özellikle kredi saÄŸlayan kuruluÅŸlar bakımından büyük bir risk taşıdığı
söylenebilir. Bunun için konu ile ilgili riski sınırlandırıcı bir yaklaşım içerisinde olmak
gerekir. Bunun temini ise büyük ölçüde kredi talep eden iÅŸletmelerden gerekli
teminatların alınması ile ilgilidir.

Kredi ihtiyacını ortaya çıkan nedneleri standart olarak tarif edemeyiz. Ancak, konunun
iÅŸletme bazında özsermaye ve dolayısıyla net iÅŸletme sermayesi yetersizliÄŸi biçiminde
ortaya çıktığı söylenebilir. İşletmenin kredi ihtiyacı ekonomik konjoktür hareketleri ile
de yakından ilgilidir. Ekonomik konjoktürün gerileme dönemlerinde;

- Kârlılık azalmakta,
- Stok devir hızı oranı düÅŸmekte,
- Alacakların tahsil süresi uzamakta ve
- Likitide yetersizliÄŸi

ortaya çıkmaktadır. İşte bu durumda iÅŸletmelerin kredi ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır.
İşletmenin para ve sermaye piyasalarından sağladıkları fonları;

- Kısa vadeli krediler,
- Orta vadeli krediler,
- Uzun vadeli krediler

biçiminde üçlü bir gruplamaya tabi tutulabilir. Özellikle kısa vadeli krediler
iÅŸletmelerin en çok talep ettikleri ve kredi kuruluÅŸlarınında en çok vermek istedikleri
türdeki kredilerdendir. Bu nedenle özellikle kısa vadeli kreidler üzerinde duracağız.
Kısa vadeli kredi taleplerinin değerlendirilmesi ve konuya ilişkin olarak gerekli
kararların alınmasında kalitatif faktörlerden çok, kantitatif faktörlerden hareket etme
zorunluluğu vardır. Bilindiği gibi kısa vadeli kredi analizi ile ilgili kararların
alınmasında temel odak likiditedir. Bir başka deyişle kısa vadeli kredi analizi likitide
tercihini esas almaktadır. Bu tercihin değerlendirilmesinde ve karar fonksiyonunun
aktarılmasındaki en etkili analiz tekniği ise oran analizidir. Oranlar bir işletmenin,
çeÅŸitli mali tablolarında yer alan varlık ve kaynak yapısı ile ilgili çokluklar arasındaki
karakteristik iliÅŸkiyi gösteren oranlardır. Bu nedenle mali tablolar analizi ile ilgili
çalışmalar sırasında kullanılan oranlar, iÅŸletmenin yönetimi bakımından her biri bir
anlam taşıyan, deÄŸerler arasındaki oransal baÄŸlantıları gösterir. Bu yaklaşım içerisinde
ele alındığında, oranların, iÅŸletme çalışmalarının açık ve hızlı bir biçimde analizine
imkan saÄŸlayan anahtarlar olduÄŸu söylenebilir.

Oranlar aracılığıyla yapılan analiz çalışmalarında, genellikle iÅŸletme yönetimini çeÅŸitli
alanlarda yönlendirebilecek nitelikte karşılaÅŸtırmalar yapılmaktadır. Bu karşılaÅŸtırma
iÅŸlemleri birbirini izleyen ve tamamlayan üç aÅŸamada gerçekletirilir;
Bunların ilkinde, aynı iÅŸletmeye iliÅŸkin, geçmiÅŸe dönük ve geleceÄŸe yönelik oranlar
karşılaÅŸtırılır. Bu iÅŸlemin amacı iÅŸletmenin zaman içerisindeki finansal durumu,
likitidesi, kârlılığın ve performans konusunda ihtiyaç duyulan bilgilerin üretilmesidir.
İkinci aşamadaki karşılaştırma işlemi, banzer işletmelerin veya işletmenin
çalışmalarını sürdürdüÄŸü sektörün tipik oranları veya standart oranları ile yapılır.
Ancak, bu iÅŸlemin yapılabilmesi için, sektörel standart oranların belirlenmiÅŸ olması
gerekir.

Son aÅŸamada ise, analize konu edilen iÅŸletmenin oranları, genel kabul görmüÅŸ
değerlerle karşılaştırılarak yorumlama işlemine bağlı tutulur. Ancak bu yorumlar,
analiz çalışması ile ilgili ilk yaklaşımlar olarak benimsenmelidir. Çünkü iÅŸletmeler
arasındaki çeÅŸitli alanlardaki farklılıklar, oran sonuçlarının katı bir anlayış içerisinde
yorumlanmasını engellemektedir.