1. GİRİŞ
Dünyanın teknolojik, siyasal ve ekonomik yönden globalleÅŸme sürecine girdiÄŸi bir ortamda, hızla geliÅŸen ekonomik ve teknik koÅŸullara uyum göstermeye çalışan iÅŸletmeler için mali tablolar tahlilinin önemi giderek artmıştır.
Özellikle kredi konularında bankalar, yatırım kararlarında gerek yöneticiler gerekse ortaklar, kamuoyu ve hatta bazen Devlet bile iÅŸletmelerin geliÅŸme durumlarını ve gelecekteki muhtemel durumları hakkında oldukça tutarlı ve güvenilir bilgiler edinmek istemektedir. Bu tür bilgilerin doÄŸru ve dürüst olarak hazırlanıp ilgili kiÅŸilere sunulması ancak mali tablolar tahlili ile mümkündür.
İşletme yöneticileri, karar alma, planlama, kontrol fonksiyonlarını daha etken bir ÅŸekilde yürütebilmek; sermayedarlar ve ortaklar, iÅŸletmenin kârlılığı, faaliyet sonuçları, yatırımın emniyeti, iÅŸletmenin gelecek döneme ait kazanma gücü hakkında açık ve saÄŸlam bilgiler alabilmek ve finansman kurumları da, kredi talep edenlerin mali durumları ile borç ödeme kabiliyetlerini tespit edebilmek için, mali tablolardan ve bunların analizi sonuçlarından geniÅŸ ölçüde yararlanılmaktadır. Ayrıca devlet, bazı vergilerin matrahını tesbit etmek, etkili bir vergi kontrolü, kamu iktisadi teÅŸekküllerinin denetimi vb. yönlerden mali tablolar ve bunların analizi ile yakından ilgili bulunmaktadır.
Ayrıca hemen hemen her gün deÄŸiÅŸen iÅŸletme içi veya iÅŸletme dışı koÅŸullarda risklerin minimize edilmesi, esnek iÅŸletme politikalarının izlenmesi ile olanaklıdır. Söz konusu politikaların saptanmasında ve yönlendirilmesinde mali tablolar ile bu tabloların analizinin etkinliÄŸi de giderek arttığı görülür. Mali tablolar analizi adı altında yapılan bu çalışmanın amacı yeni mali tablolar tahlili yapacak öÄŸrencilere tahlil ile ilgili genel bilgiler vererek öÄŸrencilere genel bir yön vermek istenmektedir. Bununla birlikte mali tablolar tahlili yapacak olan kiÅŸilerde öncelikle genel muhasebe ve maliyet muhasebesi bilgileri yeterli düzeyde olmalıdır.
2. BİLANÇONUN TAHLİLE HAZIRLANMASI
2.1 Genel Açıklama
Gerekli belge ve bilgileri derleme ve deÄŸerleme iÅŸlemi bitirildikten sonra, mali tabloların tahlile hazırlanmasına sıra gelir. Buna da önce bilançonun tahlile hazırlanmasıyla baÅŸlanır. Bilançonun tahlile hazırlanmasın da, tutarların kısaltılması, hesapların kümelenmesi ve arındırma iÅŸlemleriyle baÅŸlar.
Bilançoda kısaltma, kümeleme ve arındırma iÅŸlemleri, kuramsal açıdan ayrı ayrı anlatılacaktır. Uygulamada ise, kısaltma, kümeleme ve arındırma iÅŸlemleri ayrı ayrı deÄŸil, bir iÅŸlem olarak ve birlikte yapılır. İyi muhasebe düzenine sahip iÅŸletmelerde, bilanço düzenlenmemiÅŸ olarak sunulur. Bu tahlile hazırlama çalışmasının bir parçasıdır ve hazır durumdadır. Geriye kısaltma ve arındırma iÅŸlemi kalır, ancak, mali tahlilcinin düzenlemeyi kontrol etmesi yararlıdır.
2.2 Bilançodaki Tutarların Kısaltılması
Çift yanlı iÅŸleme yönteminde, hesapların tutulmasında kuruÅŸlar bile önemlidir. Ancak tahlil açısından liraların, bin liraların hatta milyonların önemi yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bilançodaki tutarlar genellikle 1.000 veya 1.000.000 ile kısaltılır.
Kısaltmada amaç, tahlilcinin rakam karmaşıklığı ve fazlalığı içinde boÄŸulmamasıdır. Kısa rakamlarla iÅŸlemler kolayve çabuk yapılır. Sonuca daha rahat ve güvenilir bir yoldan ulaşılır. Kısa rakamlar hafızada daha kolay saklanabilir. Tutarları bin ile kısaltmada, yüzler basamağına kadar olan rakamlar, 500’den küçükse, tamamen atılır. Tutarları 1.000.000 ile kısaltma da ise, yüzbinler basamağına kadar olan rakamlar 500.000’den küçükse tamamen atılır; büyükse 1 eklenir.
Bilançoda kısaltma iÅŸlemi ve kısaltmada kullanılan ölçek bilançonun baÅŸlığında mutlaka belirtilmelidir. Bilançonun kısaltıldığının gösteriliÅŸ biçimi deÄŸiÅŸik olabilir. Bilanço 1.000 ile kısaltığında tutarlar (000) ilavesiyle okunacaktır; 1.000 TL; tutarlar 1.000 ile kısaltılmıştır. Belirtilen biçimde kısaltma iÅŸlemi yapıldıktan sonra bilançonun aktif ve pasifi yeniden toplanır. Kimi zaman kısaltılmış tutarlarla, aktif ve pasif tutarları eÅŸit olur, kimi zamanda farklı olur. EÅŸitliÄŸi saÄŸlamak için ÅŸu iÅŸlem yapılır: aktif ve pasif toplamı, kısaltma kuralına göre kısaltılır. Kısaltılmış aktif hesapların toplamı, kısaltılmış aktif toplamından az ise, 500’den küçük olduÄŸu için atılan rakamlardan en büyüÄŸüne 1 eklenir. Bu iÅŸlem eÅŸitlik saÄŸlanıncaya kadar sürdürülür.
Kısaltılmış aktif hesapların toplamı, kısaltılmış aktif toplamından fazla ise, 500’den büyük olduÄŸu için bir eklenen rakamlardan, 500’e en yakın olanından 1 çıkartılır. Bu iÅŸlemler eÅŸitlik saÄŸlanıncaya kadar sürdürülür. Kısaltılmış pasif tutarların toplamı kısaltılmış pasif toplamından az ya da çok olma durumuna göre, yukarıda kural aynen uygulanır.
Örnek: Kısaltılmış aktif toplamı 722.848 ve aktif hesapların kısaltılmış toplamı 722.847 dir. Aktifte kısaltılmamış tutarlardan, 500’e en yakın 30.453.450 TL var ise; bunun kısaltılmış tutarı 30.363 olmasına raÄŸmen, 1 eklemeyle 30.364 yapılır ve aktif toplamı 722.848’e çıkarılmış olur.
2.3 Bilançodaki Hesapların Kümelenmesi
Bilançodaki tutarlar kısaltıldıktan sonra, hesapların kümelenmesi, sınıflandırılması iÅŸlemine geçilir.
Tekdüzen Hesap Çerçevesine baÄŸlı olarak düzenlenecek mali tablolarda kümeleme; Aktifte,
1-Dönen Varlıklar,
2-Duran Varlıklar
Pasifte ise,
3-Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
4-Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar
5-Özkaynaklar biçiminde öngörülmektedir.
Bilançonun kısaltılması ve kümelenmesi aynı anda yapılabilir. Ancak, önce kısaltma iÅŸlemini yapmak, bunu takiben kümeleme iÅŸlemine geçmek olabilecek hataları önleyeceÄŸin-den daha uygundur.
2.4 Bilançoda Hesapların ve Tutarların Ayıklanması ve Arındırılması
Bilançodaki hesapların ve tutarların ayıklanması ve arındırılması iÅŸlemindeki amaç, bilançonun aktifinde gerçek varlıkları ve bilançonun pasifinde gerçek borçları saptamaktır.Gerçek varlıklar; para ve zaman içinde çeÅŸitli yollarla para olarak kuruma dönecek varlıklardır. ÖrneÄŸin alacaklar tahsil edilir, stoklar satılır, sabit varlıklar üretime hizmet eder ve bu yollarla sonuçta paraya dönüÅŸür. Gerçek borçlar; zaman içinde para ile belirli bir kiÅŸiye ödenecek borçlardır.
Bilançonun aktifinde gerçek varlıklar ve pasifteki gerçek borçlar saptanırken ÅŸu yol izlenebilir:
1- Bilançoda tutarlar kısaltılır, sonra kümelenir, aktif ve pasif deÄŸer düzeltimi hesapları ilgili hesaplardan ya da kümelerden düÅŸülürdü. Bu iÅŸlem daha önce yapılmamışşa tamamlanır, yapılmışşa kontrol edilir. Çünkü deÄŸer düzeltici hesaplar, adından da anlaşılacağı üzere gerçek varlık ya da borç deÄŸildir ancak varlık ya da borçların deÄŸerini düzeltir. ÖrneÄŸin:birikmiÅŸ amortisman, alacak senetleri reeskontu, ÅŸüpheli ticari alacak karşılığı, diÄŸer stoklar hesaplar karşılığı, düzenlenmemiÅŸ, kümelenmemiÅŸ bilançoda pasifte görünür ancak borç deÄŸildir, herhangi bir kiÅŸiye ödenmeyecektir. Zarar, borç senetleri reeskontu hesapları düzenlenmemiÅŸ bilançoda aktifte görünür, ancak varlık deÄŸildir.
a- BirikmiÅŸ Amortismanlar: Dönem Kârını fazla göstermek ya da zararı azaltmak için(özellikle yeni kurulan) bazı iÅŸletmeler, o dönemde ayrılması gereken amortismanlarını ayırmazlar ya da gerekenden az ayırırlar. Bu nedenle Bilanço arındırılırken, bu tür eksik ya da ayrılmamış amortisman varsa, bir yandan kârdan düÅŸülür ( ya da zarar attırılır) öte yandan sabit varlıklardan düÅŸülür. Bazen iÅŸletmeler ayrılması gerekenden fazlada amortisman ayrılabilir.
b- DeÄŸerinden KaybetmiÅŸ Stoklar: DoÄŸal afetler vb. nedenlerle stoklar deÄŸerinden kaybedebilir ve emsal deÄŸerleri maliyetinden aÅŸağı düÅŸebilir. Muhasebe kuralları gereÄŸi bu tür stoklar saÄŸlam stoklardan ayrılarak diÄŸer stoklar hesabına kaydedilerek muhasebeleÅŸtirilir. Ancak vergi mevzuatı açısından emsal deÄŸerle deÄŸerlenmesi, deÄŸer kaybının oluÅŸtuÄŸu hesap döneminde yapılmayabilir. Bu nedenle bilançodaki stoklar incelenir deÄŸerinden kaybetmis stok veya fiilen bulunmayan stok varsa (noksanlık kadar) bir yandan ilgili stok tutarından diÄŸer yandan kârdan düÅŸülür.
c- Åžüpheli DeÄŸersiz ve Vazgeçilen Alacaklar: Kural olarak bu alacaklar, bu duruma düÅŸtükleri dönem sonunda doÄŸruca (vazgeçilen ve deÄŸersiz alacaklarda) ya da dolaylı olarak (ÅŸüpheli alacaklarda) zarar iÅŸlenir. Ancak bunları zarar iÅŸlemek çoÄŸu kez zorunlu deÄŸildir. Bu nedenle, alcaklar tek tek incelenir, bunların içinde tahsil olnağını kısmen ya da tamamen yitirenler varsa ve bunlar uygun biçimde muhasebeleÅŸtirilmemiÅŸse, aktif dönen varlık kümesinde ilgili hesaplardan ve pasifte özsermaye kümesinde kârdan düÅŸülür.
2- Bilançonun aktif kümelerinin kendi aralarında, birinden ötekine kısmen veya tamamen aktarılması gereken hesaplar tespit edilir ve aktarılır. Bu iÅŸlem daha önce yapılmışsa kontrol edilir. ÖrneÄŸin: Yabancı kaynaklardan ertesi yıl vadesi gelenler kısa vadeli yabancı kaynaklara aktarılır.
3- Bilançonun aktif ve pasifindeki bütün hesaplar tek tek incelenir, yapay ya da fiktif alacak ya da borçlar ilgili hesaplardan karşılıklı olarak düÅŸülür.
a- Yapay Alacak ya da Borçlar: Bazı iÅŸletmeler üçüncü kiÅŸilere karşı olduÄŸundan daha büyük ve güçlü görünmek politikası güderler. Bu nedenle de bilançonun aktif ya da pasif tutarlarını yülkseltmek için yapay alacak ve borç oluÅŸtururlar. ÖrneÄŸin senet alma, senet imzalayıp verme yoluyla aktif ve pasif tutarlarını çoÄŸaltmak. Bu gibi durumlar saptanıp bilançonun her iki yanından düÅŸülür
4- Duran varlıkların iÅŸletmede fiziki mevcudiyeti kontrol edilir, bunların piyasa deÄŸerleri araÅŸtırılıp takdir edilir. Bilançoda gösterilen net defter deÄŸeri ile piyasa deÄŸeri karşılaÅŸtırılır. Fiziki olarak mevcut olmadığı tespit edilen duran varlıklar zarar yazılarak çıkışları yapılır. Piyasa deÄŸerleri düÅŸük olan duran varlıklar varsa, düÅŸüklük tutarı kadar zarar iÅŸlenir ve düzeltme yapılır.
Verilen Hatır Bonosu: Hatır bonosu verildiÄŸinde pasifte borç senetlerinden, aktifde ise diÄŸer çeÅŸitli alacaklar hesabından düÅŸülür. Bu verilen hatır bonosuna karşı güvence olarak, hatır bonosu verilen kiÅŸiden ayrı bir hatır bonosu alınır. Bunun muhasebeleÅŸtirilmesinde, alacak senetleri borçlu, diÄŸer çeÅŸitli borçlar alacaklı yapılır. Böyle bir durum varsa, karşı güvence olarak alınan hatır bonosu, her iki hesaptan düÅŸülür.
3. TAHLİL YÖNTEMLERİ
3.1 Tahlil Yöntemlerine Genel Bir Bakış
Mali tablolar yönteminde kullanılan baÅŸlıca yöntemler ÅŸunlardır;
- Tutarları karşılaÅŸtırma yöntemi
- Dikey yüzde yöntemi
- Trend (indeks) ya da eÄŸilim yüzdeleri yöntemi ve
- Rasyo yöntemidir.
Bunlar mali tahlilde kullanılan temel yöntemlerdir. Bunlardan baÅŸka, ortalama tutarlar yöntemleri ile istatistik ya da grafik yöntemleri vardır. Ancak bunlar yukarıdaki yöntemlere yardımcı yöntemlerdir. Ortalama tutarlar yöntemleri, temel yöntemlerin uygulanması sırasında bu yöntemlerin içinde kullanılır. Grafik yöntemi ise genellikle bu yöntem sonuçlarının daha çarpıcı biçimde gösterilmesi ve sunulması için kullanılmaktadır.
Mali tahlil yöntemleri, tahlile hazırlanmış mali tablolara uygulanır ve tahlil sonuçları bulunur. Bulunan bu tahlil sonuçları, yorumlanır, eleÅŸtirilir ve deÄŸerlendirilir.Tahlil yöntemlerinin tümünün mali tahlilde uygulanması gerekip gerekmediÄŸi, özellikle bütün rasyoların hesaplanması gerekip gerekmediÄŸi durmu vardır. Bunların uygulamadaki kapsamı, büyük ölçüde mali tahlilin amacına baÄŸlıdır. Kimi tahlillerde tüm yöntemlerin ayrıntılı olarak uygulanması gerekirken, kimilerinde ise bazı yöntemlerin uygulanması yeterli olabilir.
3.2 Tutarları KarşılaÅŸtırma Yöntemi
Yöntem, birbirini izleyen iki ya da daha fazla döneme ait mali tablolardaki tutarlar arasındaki deÄŸiÅŸimi artış ya da azalış ÅŸeklinde tutar ya da yüzde olarak, esas alınan döneme göre saptamak suretiyle uygulanır. Yöntem miktarlarla ilgili çizelgelerin kullanımında da kullanılabilir. Bu durumda tutar farkı yerine miktar farkı kullanılacaktır. Ayrıca Yöntem, iki tutar arasındaki farkı hem mutlak rakam ve hemde yüzde olarak göstermeye olanak saÄŸlamakta ve böylece mutlak rakama oransal bir anlam vermek mümkün olabilmektedir.
Bu yöntem genellikle iki biçimde uygulanır;
- Bir kaç dönemin tutarları yan yana sıralanır. Bu sıralama o kalemdeki geliÅŸme seyrini kabaca belirtir.
- İki dönemin tutarı karşılaÅŸtırılır ve aradaki fark artış ya da azalış olarak saptanır. Bu farklarla bir sonuca ulaşılmaya çalışılır.
BaÅŸka bir deyiÅŸle, tutarları karşılaÅŸtırma yöntemine dayanan karşılaÅŸtırma, birbirini izleyen iki döneme iliÅŸkin aktif, pasif ve gelir tablosunu oluÅŸturan hesapları ve bunlardaki deÄŸiÅŸimleri hızlı bir biçimde ortaya koyma iÅŸlemidir. Bu yöntem, tutarların dönemler itibariyle seyrini ilk bakışta göstermesi ve fazla bir iÅŸlemi gerektirmemesi bakımından çok kullanılmaktadır. Ancak, tutarların, farkların saptanması için karşılaÅŸtırılması, iki dönem için mümkündür. KarşılaÅŸtırılacak tutarlar ikiden çoksa yine bunların ikiÅŸerli karşılaÅŸtırılmaları zorunludur. Bunlardan ilkine temel dönem tutarı ya da baz yılı denir.
Tutarların karşılaÅŸtırılarak artış azalışların karılaÅŸtırmalı tablolar biçiminde düzenlenmesinde, artışlar ayrı, azalışlar ayrı gösterilebileceÄŸi gibi tek bir kolonda da gösterilebilir. Artış ve azalışların ayrı ayrı gösterildiÄŸi karşılaÅŸtırmalı tablo, fon akışı tablosunun temelini oluÅŸturur.
3.3 Dikey Yüzde Yöntemi
Dikey yüzde yöntemi tahlil edilecek mali tablolardaki tutarlardan birinin 100 kabul edilmesiyle, öteki tutarların bu bütün içindeki paylarının bulunması yöntemine denir. Buna dilim yüzdeleri ya da yüzde yöntemi denir.Bilançonun dikey yüzde ile tahlilinde aktif ve pasif toplamı 100 kabul edilir. Bu yolla aktifi ve pasifi oluÅŸturan her hesabın aktif ve pasif toplam içindeki payı yüzde olarak bulunur.
Gelir tablosunun dikey yüzde ile tahlilinde net satış hasılat tutarı 100 kabul edilir. Gelir tablosunu oluÅŸturan hesapların, satış hasılatı içindeki payı yüzde olarak hesaplanmış olur. Satışların maliyeti tablosunun yüzde yöntemiyle tahlilinde, satışların maliyet tutarı 100 kabul edilir. Satışların maliyetini oluÅŸturan kalemlerin yüzde olarak payı hesaplanmış olur. Dikey yüzdelerin toplamının mutlaka 100 olması gerekir. Bölme iÅŸlemlerindei kesirler nedeniyle bu toplam 100’den farklı olabilir. Tam sayıdan sonraki basamaklardan bazıları atılarak ya da onlara ekleme yaparak toplamın 100 olması saÄŸlanır.
Dikey yüzdelerin hesaplanmasında, tam sayıdan sonra, bir ya da iki basamak yürütülebilir. Ya da tam sayı olarak bırakılabilir. Ayrıca dikey yüzde yöntemi benzer biçimde satışların maliyeti ve üretim maliyeti tablolarında da uygulanabilir. Dikey yüzdeler mali tablolardaki tutarlarla beraber gösterilebileceÄŸi gibi ayrı ayrı olarak da gösterilebilir. Ayrı olarak gösterildiÄŸinde, buna “yüze indirgenmiÅŸ tablolar” ya da “dikey yüzde tabloları” adı da verilir. Bu yolla gösterilen bilançoya “dikey yüzde bilançosu” denir. Bu yolla gösterilen gelir tablosuna da” dikey yüzde gelir tablosu” adı verilir. Birkaç döneme ait dikey yüzde tabloları (Bilanço, gelir tablosu, satışların maliyeti tablosu, üretim maliyeti tablosu) yan yana sıralanarak bir çizelge biçiminde düzenlenebilir.
İki döneme ait dikey yüzde tablolarından böyle bir çizelge düzenlendiÄŸinde, iki dönemin dikey yüzdelerinin farkları da çizelgede gösterilebilir. Bu yolla, dikey yüzdeler arasında baÅŸka deyiÅŸle, 100 ortak esasına indirgenmiÅŸ tablolar arasında karşılaÅŸtırma olanağı saÄŸlanmış olur. Bu tür tablolara “KarşılaÅŸtırmalı dikey yüzde tabloları” adı verilir. Özellikle iÅŸletmeler arasındaki karşılaÅŸtırmalarda bu tür tablolar kullanılmaktadır.
Dilim yüzdeleri yönteminden tek döneme ait tabloların tahlilinde de yararlanılır. Bu yöntem tutarlardaki mutlak deÄŸiÅŸmeleri göstermediÄŸinden, birbirini izleyen iki döneme ait tabloların tahlilinde yanlış yorumlara yol açılabilir. ÖrneÄŸin, iki dönemde de dönen varlık seviyesi aynı kalmış ama aktif toplam deÄŸiÅŸmiÅŸ olabilir. Bu taktirde dönen varlığın toplam aktif içindeki yüzde payı iki dönemde deÄŸiÅŸik oranda olacaktır. Bu nedenle, yöntemin birbirini izleyen dönemlerde kullanılmasında, mutlak tutar farklarının da göz önünde tutulması yarar saÄŸlayacaktır.
Bu yöntem özellikle, gelir tablosu tahlilinde daha çok kullanılmaktadır. Buna, kâr marjlarının saptanması ve izlenmesinin bu yöntemle yapılması sebep olmaktadır. Dilim yüzdeleri yöntemiyle hesaplanan yüzdelerin deÄŸerlendirilmesinde yararlanılabilecek kıyaslama ölçüleri, geçmiÅŸ dönem verileri, rakip iÅŸletmelere ait veriler ve planlanan veriler olabilir. GeçmiÅŸ dönem verilerinden yararlanma, hesaplanan yüzde payları geçmiÅŸ dönemin aynı yüzdeleriyle kıyaslanarak, ortaya çıkan deÄŸiÅŸikliÄŸin ve geliÅŸme seyrinin incelenmesi suretiyle olacaktır. Planların ölçülerden yararlanma da tahmindeki sapmaların deÄŸerlendirilmesi biçimindekendini gösterecektir. BaÅŸka iÅŸletmelerin aynı tür tutarlarıyla karşılaÅŸtırmada ise, iÅŸletmenin öteki yarışmacılara göre durumu ortaya konulabilecektir.
3.4 Trend Yüzdeleri Yöntemi
Trend yüzdeleri yöntemi ya dakısaca trend yöntemi, mali tabloardaki tutarların, yıllar itibariyle seyrini gösterir. Buna eÄŸilim yüzdeleri yöntemi, deÄŸiÅŸim yüzdeleri yöntemi, indeks yöntemi adı da verilmektedir.
Trend yönteminin uygulanmasında önce trend hesaplamada esas alınacak dönem seçilir. Buna temel dönem adı verilir. Temel dönem tutarı 100 kabul edilir. Sonra bunu takiben yılların bu temel yıla göre oranı bulunur. Bu oran yüzde olarak hesaplandığında buna trend yüzdesi denilmektedir. Trend yönteminin mali tablolara uygulanmasında karşılaşılan baÅŸlıca güçlükler; Temel dönemde bir kalem negatif ise baÅŸka bir dönem pozitif olmuÅŸsa ya da tersi olmuÅŸsa, o kalem tutarı içinde trend hesaplanamaz. Temel dönemde bir tutarı olan kalem, baÅŸka dönem sıfıra düÅŸerse, deÄŸiÅŸim yüzde yüz olur. Mali tablolara trend yönteminin uygulanmasında, hesaplanan trendler tutarlarla birlikte gösterilebileceÄŸi gibi ayrı bir çizelge biçiminde de gösterilebilir.
Tahlil sonuçları bulunan trend sonuçları iki anlam belirtir ;
1- Trendi hesaplanan kalemin geliÅŸme seyrini belirtir. Bu durum, grafik üzerinde çok açık olarak ve kolaylıkla görülür.
2- Artış veya azalışların oranını yüzde olarak gösterir. ÖrneÄŸin trendin 120 olması, o kalemin temel döneme göre %20 artmış olduÄŸunu, trendin 85 olması, o kalemin temel döneme %15 azalmış olduÄŸunu belirtir. Aslında bu durum, trend yöntemiyle, tutarları karşılaÅŸtırma yönteminin bağıntısından kaynaklanmaktadır. Åžöyleki, salt tutar olarak artış – azalışın oransal belirtimi trende ki artış-azalışı vermektedir.
Trend yönteminin uygulanmasında, temel dönemin seçimine dikkat etmek gerekir. Temel dönemin iyi seçilmemesi, yanıltıcı sonuçlara yol açabilir. Bu bakımdan seçilecek temel dönemin, tipik dönem olmasına dikkat edilmelidir. Bu, iÅŸlemin kuruluÅŸ dönemini, tam kapasite ile çalışmaya baÅŸladığı dönem, fiyatlar genel düzeyinin istikrarlı olduÄŸu bir dönem olabilir.
Trend yönteminde verinin önemsiz tutarda olması mutlak deÄŸiÅŸmelerin büyük olması, büyük mutlak tutar deÄŸiÅŸmelerinin küçük yüzdelerle ifade edilmesine yol açabilir. EÄŸilim yüzdeleriyle tahlil çalışmalarında bunlardan baÅŸka, fiyat artışlarının da gözönünde tutulması gerekmektedir. Çünkü, fiyat artışları önemli seviyede ise, birbirini izleyen dönemlerde tutar artışları da önemli bir artış eÄŸilimi göstermektedirç Buna karşılık aynı verinin miktar artış eÄŸilimi düÅŸük seviyede olacaktır. EÄŸilim yüzdeleri yönteminde de elde olunan yüzdelerin deÄŸerlendirilmesinde, iÅŸkolu ortalamaları, geçmiÅŸ dönem verileri, baÅŸka kuruluÅŸların verileri ve planlanan verilerden yararlanmak söz konusu olabilir.
İş kolu ile ilgili ortalamaların her konuda tespiti güç olacağından bu kıyaslamalardan yararlanma olanağı sınırlıdır. Daha çok uygulamada satış miktar ve tutarlarındaki geliÅŸmelerde bu kıyaslamadan yararlanabilmek söz konusudur.Bu yöntemde rakip kuruluÅŸların verilerinden de yararlanma olanakları oldukça fazladır. ÖrneÄŸin; geçmiÅŸ üç dönem içinde iki rakip iÅŸletmenin satışlarındaki geliÅŸmenin eÄŸilim yüzdeleriyle kıyaslanması, bunların pazarı paylaÅŸmaları hakkında önemli fikir verecektir.
EÄŸilim yüzdelerinin planlanan verilerle karşılaÅŸtırarak deÄŸerlendirilmesi de oldukça yaygındır. Bu kıyaslama, tahmini tablolardaki deÄŸerlerin önceki döneme göre gösterebileceÄŸi muhtemel geliÅŸme seyrinin, geçmiÅŸ dönemlerde gerçekleÅŸen geliÅŸme eÄŸilimiyle karşılaÅŸtırılması suretiyle yapılabilecektir. Böylece, sapmaların tespiti ve bunun nedenleri üzerinde durulabilecektir. Planlanan verilerden yararlanma olanağı ise geçmiÅŸ yıllardaki geliÅŸme seyri ile gelecekteki eÄŸilimin karşılaÅŸtırılması oldukça deÄŸerli bilgiler verebilir.
Genellikle bir firmanın mali tablolarının, diÄŸer bir firmanın, firmalar grubunun ya da sektörün finansal tabloları ile karşılaÅŸtırılması çok yararlıdır. Bu tür bir analiz, analiste firmanın finansal gücünü ölçmede, firma dışında bir standart saÄŸladığı için “firma dışı karşılaÅŸtırma” olarak adlandırılır. Bir firmanın net satışlarının geçen yıla oranla %5 düÅŸtüÄŸünü varsayalım. Trend analizi ve oran analizi büyük olasılıkla böyle bir geliÅŸmeyi olumsuz olarak niteleyecektir. Halbuki bu firmanın net satışları baÅŸka firmaların ya da sektörün ortalaması ile karşılaÅŸtırılınca, diÄŸer firmaların net satışlarının da geçen yıla oranla %20 düÅŸüÅŸ gösterdiÄŸi ortaya çıkabilir. Olaya bu açıdan bakılınca %5’lik düÅŸüÅŸ oldukça olumludur. Firma dışı karşılaÅŸtırmalar analiste bu tür bilgiler saÄŸlar.
3.5 Rasyo Yöntemi
Rasyo, iÅŸletmenin iÅŸlevi veya yapısındaki anlamlı sayılar arasındaki oran olarak tanımlanabilir. Rasyo yerine ölçü oranı, ölçümleme oranı veya ussal oran da denilmektedir. Rasyo yöntemi ile dikey yüzde yöntemi çoÄŸu kez birbirine karıştırılır. Çünkü bazı durumlarda dikey yüzde, bir rasyo olabilmektedir. ÖrneÄŸin bilançoda aktifin dikey yüzde ile tahlilinde bulunan sonuçlar aynı zamanda varlık yapısı rasyoları sonuçlarıdır.
Ancak dikey yüzde ile rasyoların farklı yanları vardır. Rasyo sonucu her zaman yüzde ile ifade edilmeyebilir. Likidite rasyosunun 1-2 gibi ifade edildiÄŸi gibi. Sonra dikey yÄŸzde ile ortaya çıkarılamıyan birçok iliÅŸki ve sonuçlar rasyo ile bulunabilir.
Firma analizinde en çok kullanılan yöntem “oran analizidir”. Bilanço ya da gelir tablosundan alınan iki rakam birbirine oranlanır. Önemli olan az sayıda oranla doÄŸru sonuçlara ulaÅŸmaktır. Oran analizinin bazı özellikleri ÅŸunlardır;
- Tek dönemli oran analizi yapılamaz. En az iki dönemin bilanço ve gelir tablosu olmalıdır.
- Endüstri analizi yapılması gerekir.
- Az sayıda oranla anlamlı sonuçlar elde etmek önemlidir.
Rasyolar çok çeÅŸitli gruplara ayrılarak bölümlenebilir, ancak çalışmanın daha anlaşılır olması bakımından oran analizlerini çalışmada geniÅŸ bir ÅŸekilde ele alacağız ancak temelde oran analizlerini 4 ana grupta toplayarak açıklayacağız.
1- Likidite Oranları
2- Faaliyet Oranları
3- Borçluluk Oranları
4- Kârlılık Oranları.
Bu ÅŸekilde bölümleme; iÅŸletme faaliyetlerinin deÄŸerlendirilmesindeki kullanılış biçimine göre bölümlemedir. Bu gruplamada, bölümleme, iÅŸletme ilgililerinin gereksinmelerine yanıt verecek bir özellik taşımaktadır. İşletmeye borç verenler veya verecek olanlar, özellikle likidite oranları ile ilgilenirken, ortaklar, kârlılık oranları ile ilgilenmektedir. Bunun dışında ilgili oldukları verinin kaynağına göre de sınıflandırılabilir;
1- Bilanço Oranları
2- Gelir Tablosu Oranları
3- Fon Akım Tablosu Oranları
4- Karışık Oranlar gibi.
4. TAHLİL YÖNTEMLERİNİN ELEÅžTİRİLERİ
Tutarları KarşılaÅŸtırma yöntemi, iki ya da daha çok tutarların geliÅŸme ve deÄŸiÅŸme seyrini salt tutar olarak gösterir. İncelenen tutarın bütün içindeki payı hakkında bir fikir veremez. Salt tutarlardaki deÄŸiÅŸmeler oransal deÄŸiÅŸmelere kıyasla yanıltıcı olabilir. ÖrneÄŸin, alacak ve borçlarda ayrı ayrı 20.000 TL’lık salt artışlar, alacaklarda %10 bir artış gösterirken borçlarda %50’lik artış gösterebilir.
Dolayısıyla dönemler arasında ve baÅŸka iÅŸletmelerle karşılaÅŸtırmalar bu görüÅŸ açısından sıhhatli sonuçlar vermez. Tutarları karşılaÅŸtırma yönteminin bu eksikliÄŸini yüzde yöntemi tamamlar.
Salt tutarlar üzerinden yapılan karşılaÅŸtırmada ortaklaÅŸa bir esastan söz edilemez. Buna karşılık, mali tablolar yüzde olarak ifade edilirse ortaklaÅŸa bir esasa baÄŸlanmış olur. Ancak, yüzde yöntemide baÅŸlı başına güvenilir bir yöntem deÄŸildir, tutarları karşılaÅŸtırma yöntemi ile bir arada kullanılmazsa, bu da yanıltıcı sonuçlar verebilir. ÖrneÄŸin 20.000 TL’lık satıştan elde edilen kâr 2.000 TL ise, satış kârlılığı yüzde olarak %10’dur. Ancak, 1.000.000 TL’lık satıştan elde edilen kâr 100.000 TL’sı ise oran yine aynı çıkar. Ancak salt tutar olarak sonuç çok farklıdır. Ayrıca iÅŸletmeler arası karşılaÅŸtırmada da aynı sakınca vardır. ÖrneÄŸin; Bir iÅŸltemenin stokları 50.000 TL iken dikey yüzdesi %10 olabilir. Öteki iÅŸletmenin stokları 400.000 TL iken dikey yüzdesi yine %10 olabilir. Bu durumda ise, ikinci iÅŸletmenin önemi ve stok büyüklüÄŸü dikey yüzde yönteminde görülemez, salt tutarlar yöntemiyle desteklendiÄŸinde görülebilir.
Trend yüzdeleri ise, tutarların yıldan yıla ya da belli bir tarihten diÄŸerine kadar ki deÄŸiÅŸiklikler üzerine dikkati çektiklerinden çok yararlıdır. Artışların yüzde olarak ifadesi, trend yüzdelerinden 100 çıkarılarak belirlenebilir. Azalışlarda 100’den trend yüzdesi çıkarılarak elde edilebilir. Bunun akside mümkündür. Dolayısıyla trend yüzdelerini hesaplamak ve buradan artış veya azalışların yüzdelerine geçmke daha kolaydır. Trend yönteminin eksik yanlarıda vardır. Åžöyleki; temel dönemin seçiminde yapılan hata, hesaplanacak öteki trendleri etkiler, bu durumda yanıltıcı sonuçlara ulaÅŸtırır. Salt tutar olarak önemsiz bir deÄŸiÅŸme trend yüzdesinde çok önemli bir deÄŸiÅŸme olarak görülebilir. ÖrneÄŸin;
Alıcılar: 50.000 150.000 300
Stoklar: 800.000 1.200.000 150 gibi bir tablo karşısında,
Bu örnekte alacaklar salt tutar olarak 100.000 TL, oran olarak %200 artmış görünmektedir. Stoklar ise, salt tutar olarak 400.000 TL. artmasına karşın oran olarak % 50 artmış görünmektedir. Muhasebe uygulamasında, deÄŸerleme yöntemlerinde, fiyatlar genel düzeyinde önemli deÄŸiÅŸmeler olmuÅŸsa, hesaplanacak trendlerin anlamları önemli ölçüde azalır. Belirtilen eksiklikler nedeniyle, trend yöntemi de salt tutarlar yöntemiyle birlikte kullanılmalı, yalnız trendlere bakarak tahlil sonuçları hakkında kesin kararlar vermekten kaçınılmalıdır.
Rasyo yöntemi, öteki yöntemlerin kapsayamadığı iliÅŸkileri ortaya çıkarır. Bu nedenle de, en çok kullanılan tahlil yöntemidir.Tek başına anlamı olmayan verileri, baÅŸka ÅŸeylerle iliÅŸki kurma yoluyla anlamlı hale getirir. Ancak rasyo yönteminin de yüzde yönteminde olan sakıncası mevcuttur. Salt tutarlarla kullanılması daha sıhhatli sonuçlar verir.
Özet olarak denilebilir ki, her tahlil yönteminin kendine özgü, sakıncalı ve faydalı yönleri vardır. Bu yöntemlerden hangilerinin hangi ölçüde kullanılacağına, tahlilci içinde bulunduÄŸu duruma göre karar verir ve uygulanır. Çünkü, tahlil yöntemlerinin hepsini kullanmak, ancak bunların küçük bir kısmından yararlanmak rasyonel bir davranış olmaz.
5. SONUÇ
Günümüzde bankalar, yatırımcılar, iÅŸletme yöneticileri ve hatta devlet iÅŸletmelerin mali tablolarına iliÅŸkin olarak çeÅŸitli amaçlar doÄŸrultusunda doÄŸru ve güvenilir bilgi edinmek istemektedir. Bankalar iÅŸletmelerin kredi riskini ölçmek, iÅŸletme yöneticileri bütçeleme, planlama ve geleceÄŸe yönelik karar almalarına yardımcı olmak, yatırımcılar yatırım yapmayı düÅŸündükleri firma ile ilgili doÄŸru bilgi ve veriler elde etmek vb. amaçlar doÄŸrultusunda iÅŸletmelerin mali tabloları ve mali tabloların tahlil sonuçları ile yakından ilgilenmektedirler.
Dolayısıyla iÅŸletmeler mali tablolarını tahlil yöntemleri ile tahlile baÅŸlamadan önce mali tablolarını tahlile hazır hale getirmelidirler. Daha sonra tahlil yöntemlerinin artı ve eksi yönleri de dikkate alınarak yeterli ölçüde tahlil yöntemi kullanılmak suretiyle tahlil yapılmalıdır.
6. YARARLANILAN KAYNAKLAR
1- AkdoÄŸan Nalan &Nejat Tenker; Tekdüzen Muhasebe Sisteminde Mali Tablolar ve Oran Analizi, İ.S.M.M.M.O. Yayınları 10, Eylül 1997
2- DurmuÅŸ, Ahmet Hayri & Mehmet Emin Arat; Mali Tablolar Tahlili İlkeler ve Uygulamalar, M.Ü.Nihad Sayar EÄŸitim Vakfı, İstanbul : 1997
3- Güvemli, Oktay; Uygulamalı Mali Tablolar Tahlili, ÇaÄŸlayan Kitabevi, İstanbul
4- İnterbank Uluslararası EÄŸitim MüdürlüÄŸü Yayınları, Finansal Tablo Analizi, Programlı EÄŸitim Modülü-I Yardımcı Kitap No:3
5- Yücesoy, Cevat.; Bilanço Tahlili, İstanbul : 1968
Halil SÖYLER
(MÜSBE Muhasebe Finansman Bilim Dalı Doktora ÖÄŸr.)
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
| Sonraki > |
|---|

